Manavgat Gezi Rehberi

Manavgat ve çevresi görülmeye değer pek çok doğal ve tarihi güzelliklerle çevrilidir. Sizler için iyi bir tatil rehberi olacağını düşündüğümüz bilgileri burada toparladık. Güzel yöremizde hoşça vakit geçirmeniz dileğiyle.
Manavgat Pazaryeri


Pazartesi günleri kurulan pazarın ortasında sebze ve meyve satan manavlar bulunur. Özellikle köylülerin kendi yetiştirdikleri ürünleri sattıklar köy pazarında taze ve doğal yiyeceklerden almanızı tavsiye ederiz. Sebze pazarını çevresinde turistik eşya ve giyim sergileri sıralanır. Burada satılan eşyalar ucuzluklarıyla dikkat çekiyor ve turistler tarafından rağbet görüyor.

Manavgat Irmak Kenarı

Manavgat Çayının kıyılarına yapılmış parklar, çay bahçeleri, piknik alanları ve gezi yolları bulunmaktadır.Yaz sıcaklarından bunalanların ferahlayıp ırmağın ve yeşilin güzelliğiyle örülmüş bu yerde huzur bulacağı çay bahçelerinde oturup bir şeyler içebileceği nezih bir ortam oluşturulmuş.akşamları mum ışığında dostlarınızla uzun sohbetlere dalabilirsiniz.
Bot turları
Manavgat çayı. Manavgat'ı ikiye bölüyor. Çay üzerindeki gezinti tekneleri, Manavgat'tan başlayarak şelaleye ve boğaza günübirlik turlar yapıyorlar. Tekne turu yaklaşık 3-4 saat sürüyor. 30 ila 150 kişilik bu teknelerde yemek servisi de yapılıyor. Eğlencenin ise sınırı yok. Kimi zaman canlı müzik, kimi zaman dansöz eğlenceye katılıyor. Çayın denize bağlandığı noktada mola veriliyor. İsteyenler denize, isteyenler çaya girebiliyor. Çayın suyu buz gibi. Serinlemek için ideal. Kumsala mangal atıp tekneye servis yapanlar da var.


Manavgat Şelalesi (Büyük ve Küçük Şelaleler)
Her mevsim bol suyu olan Manavgat Çayı, Manavgat'ın 4 km kuzeyinde çok güzel görüntü veren bir şelale oluşturuyor. Şelale çevresi, kanallar ve setlerle düzenlenerek güzel bir mesire yeri haline getirilmiş. Kökleri ve dalları suya uzanan çınar ağaçlarının gölgesindeki mesire yerinde, sert katmanlardan hızla düşen yeşil suyu, suyun içinde direnen ağaçları, yer yer oluşan küçük anaforları izleyebileceğiniz, suyun sesini dinleyebileceğiniz lokantalar, seyir terasları, çay bahçeleri var. Yazın sıcak günlerinde suyun serinliği ve şelalenin sesi eşliğinde bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.
Büyük Şelale'ye gelmeden, Manavgat'tan 2 km sonra, sağa Küçük Şelale yolu ayrılıyor. Yoldan 1 km içeride, çayın Küçük Şelale bölümü karşınıza çıkacak. Büyük şelaleye göre daha küçük bir yükseltiden dökülen küçük şelale çevresi de bir mesire yeri haline getirilmiş. Aynı doğal görünümün bulunduğu, biraz daha sakin olan küçük şelalede Küçük Şelale Restaurant, lokanta ve çay bahçesi olarak hizmet veriyor.
Seleukia
Manavgat şelalesinin yanından geçen ve kuzeye Manavgat ve Oymapınar Barajları'na giden yolu izlemeye devam ediniz. Kısa bir süre sonra, Manavgat çayına dökülen küçük bir derenin üzerinde tarihi bir su kemeri kalıntısı göreceksiniz. Çok iyi durumdaki su kemeri muhtemelen Roma döneminde, Side'ye Manavgat çayından su taşımak için kullanılmış. (Antik su kanallarının kalıntıları, Manavgat Side arasında da görünüze çarpacaktır.)
Yola devam edin. Yaklaşık 3 km sonra (Manavgat'tan 8.2 km), solda Bucakşeyhler ve Seleukia yön levhası karşınıza çıkıyor. Yol Bucakşeyhler'e kadar (1 km) asfalt. Köyün camisinin hemen önünden sağa toprak yola giriliyor. Yaklaşık 3.5 km sonra Seleukia antik kenti girişine ulaşılıyor.
Seleukia çok önemli bir antik yerleşim değil. Ama konumu çok güzel. Sık çam ormanının içinden geçilerek çıkılan kentte kalıntılar, çok geniş bir alana dağılmış ve Manavgat ovasına bakıyor. Açık havada uçsuz bucaksız Manavgat ovasının yanısıra Side, Sorgun ve Titreyengöl'ü net olarak görebilirsiniz.
Kaldığınız otel ya da tatil köyünde geçen günlerin monotonluğundan sıkıldığınız bir gün, çamların uğultusundan ve su çağıltısından başka sesin bulunmadığı bir ortamda yeni bir yer keşfetmek için yürümeyi düşünürseniz eğer, Seleukia'ya gidin.
Görebileceğiniz kalıntılar arasında hamam, içinde dükkanlar bulunan agora ve agora'nın hemen yanıbaşında iyi durumda bir tapınak bulunuyor. Aman kalıntıları keşfetmek için fazla uzaklaşmayın, kaybolabilirsiniz.
Manavgat Barajı

(Manavgat'tan 15 km)
Manavgat-Oymapınar yolu üzerinde, sağda Manavgat Barajı levhası çıkacak karşınıza. Sapaktan 3 km içeride Manavgat Barajı ve ardında baraj gölü yer alıyor. Baraj çevresinde 10'a yakın lokanta ve piknik alanları var. Gölde sazan balığı avlanıyor. Av yasağının bulunduğu Mayıs - Temmuz ayları dışında, lokantalarda sazan balığı bulabilirsiniz. Alabalık ve ızgara et çeşitlerini ise her zaman.
Oymapınar Barajı ve baraj gölünde gezinti
(Manavgat'tan 18 km)
Oymapınar köyünün yanından geçen yol bir süre sonra Oymapınar barajı giriş kapısına ulaşıyor. Güvenlik nedeniyle kapıda kimlik bırakılıyor.
Kapıdan sonra sağlı sollu iki yol var. Sağı izlerseniz, barajın önüne solu izlerseniz barajın üstüne çıkarsınız. Dar bir vadiye kurulmuş 180 metre yüksekliğindeki Oymapınar barajının üzerinde dolaşmak heyecan verici. Bir yanda 180 metrelik birç uçurum, öte yanda derinliği 100 metrenin çok üzerindeki baraj gölünün o müthiş basıncına direnen, potansiyel enerjiyi elektriğe dönüştüren beton gövde. Aklı karışıyor insanın. İçinizin ürperdiğini hissediyorsunuz.
Yeşillikler içindeki baraj gölünün çevresini dolaşmak için, baraj üzerinden otomobille karşıya geçilebiliyor.Toprak yolu izleyin. Yaklaşık 3 km sonra Yeşil Restaurant'a varacaksınız. İster yemek yiyebilir, ister soğuk bir şeyler içebilirsiniz. Eğer saat 11'den önce gelirseniz, restoran sahiplerinin organize ettiği göl turuna mutlaka katılın. Bu tur sırasında tekne yüzlerce metre uzunluğundaki bir kanyona giriyor. Heyecan verici bu geziyi, kiremitte alabalık ile noktalayın. Yanında köy ekmeğiyle servis yapılıyor.
Etenna
Manavgat'ın 31 km kuzeyinde Sırtköy'ün bulunduğu yerde, dağın yamacına kurulmuş Etenna'nın tarihi Helenistik döneme uzanıyor. Etenna'dan Akdeniz'in maviliklerini ve Side'yi kuş bakışı seyredebilirsiniz. Akropol'ünde Roma hamamı, Bazilika, anıt mezarlar, su sarnıçları, surlar ve agora kalıntıları yer alıyor. Sırtköylüler antik hamamın içinden çıkan suyu köye kadar indirmişler ve halen kullanıyorlar. Etenna'ya Manavgat-Şelale yolu üzerindeki Noras Köprüsü'nden sola sapılarak ulaşılıyor.
İbradı ve Alabalık Vadisi
Oymapınar baraj gölünün solundan geçep toprak yol İbradı'ya gidiyor. Toroslar arasındaki bu şirin ilçenin yakınlarında Alabalık vadisi var. Alabalık vadisine gitmek için bozuk toprak yolu değil de biraz daha uzun da olsa asfalt yolu tercih ederseniz, Akseki üzerinden Cevizli'ye ulaşmanız gerekiyor. Alabalık vadisi Cevizli'den 7 km uzaklıkta.
Manavgat çayının en önemli kaynaklarından biri de bu vadideki mağaradan çıkıyor.
Vadi, yeşilliklerle örtülü çevrede yürümek, dereye olta sallamak isteyen doğa tutkunlarının uğrak yeri.
Derede bir zamanlar bol alabalık bulunurmuş. Yanlış avlanma sonucu azalmış. Derenin suyu şimdi alabalık çiftliğinde değerlendiriliyor. Çiftliğin bir de lokantası var.
Side
Side Denize uzanmış bir burun üzerinde kurulmuş Side tarihle iç içe bir kent görünümündedir.
Yazın yoğun günlerinde Side ören yerine ve çarşıya araç sokulmasına izin verilmiyor. Aracınızı girişe park etmelisiniz. Antik Kent Gezisi
Ören yerine, iyi durumdaki kent duvarlarının arasından ve şehrin ana kapısından geçilerek giriliyor. Eskiden görkemli olduğu bildirilen kapı, bugün neredeyse farkedilmeyecek kadar harap durumda. Ana kapıdan sonra sütunlu cadde başlıyor. Agoraya ve tiyatronun önüne kadar giden bu cadde, eskiden ana kapıdan sonra ikiye ayrılan ve kenarlarında Korinth düzenindeki sütunlar bulunan çok güzel iki caddeden biriydi. Şimdi de etkileyicidir. Caddenin diğeri bugün otlarla kaplıdır. Bu caddenin solunda Bizans bazilikası kalıntıları görülüyor.
Agora'ya gelmeden yolun sağındaki Eski Hamam kalıntıları restore edilerek bugün Müze haline getirildi. Müzede Roma çağına ait heykeller ile lahitler sergileniyor.
Tiyatroya yaklaşıldığında solda agora kalıntıları görülüyor. Bugün sadece temelleri kalmış bu kalıntılar, dükkanlarla çevrili, sütunlarla sınırlandırılmış çok güzel bir yapıya aitti. Ayrıca burası korsanların esirleri açık arttırmayla sattıkları yerdi.
Agora'nın deniz tarafında, Side'nin devlet agorası bulunuyor. Avlusu pazar yeri olarak kullanılan yapının ayakta kalan kesimi salonun sütun ve heykellerle süslendiğini gösteriyor.

Tiyatroya dönüyoruz. Antik kentin en etkileyici yapısı olan Tiyatronun girişinde, anıtsal kapı ve çeşme kalıntıları göze çarpıyor. Çeşme restore edilmiş. Tiyatronun günümüzdeki kalıntıları, M.S. 2. yüzyıla tarihleniyor. 15.000 kişilik tiyatronun sahne kısmı harap durumda. Tiyatro geç Roma döneminde gladyatör gösterileri için kullanılmış. Yazıtlarda, tiyatronun M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda da açık hava kilisesine dönüştürüldüğü yazılıyor. Tiyatronun yanında yolun kenarında erken Roma dönemine ait Dionysus Tapınağı bulunuyor. Tapınağın önünde bulunan sütunlar ise Mısır'dan gelen dışsatım mallarıdır.
Kapı girişinde başlayan ve tiyatroya kadar gelen sütunlu cadde, aslında limana kadar uzanıyormuş. Caddenin sonraki kısma Side çarşısının altında kalmış. Caddeyi takip edip limana ulaşıldığında yan yana iki tapınak göze çarpıyor. Bunlardan biri Apollon'a, diğeri de Artemis'e adanmış. Apollon tapınağının 6 sütunu restore edilerek ayağa kaldırılmış. (Bu sütunlar Side'yle ilgili hemen her fotoğrafta gözünüze çarpacak.) Tapınaklarının önünde de bir Bizans bazilikası bulunuyor.
Side Müzesi
Ören yerine girişte sağda eski hamam kalıntılarının restorasyonuyla müzeye dönüştürülen Side Müzesi'nde, 1940'lardan beri sürmekte olan kent kazılarından çıkarılan heykeller, mimari parçalar, sunaklar, yazıtlar, kabartmalar ve sütunlarla, kandil, buhurdan, gözyaşı şişesi gibi küçük buluntular sergileniyor. Müzede sergilenen eserlerin en çok dikkat çekenleri Nike, Herakles, Hermes heykelleri, Üç güzeller heykeli, Zeus'un doğuşunun ve İksion'un cezalandırılışının anlatıldığı kabartmalarla Eros'lu lahittir. Sorgun
Side'den çıkıp doğuya gidiniz. Turizm danışma bürosunun önünden geçen yol ileride geniş ormanlık bir alana ulaşıyor. Burası Sorgun'dur. 70 dönümlük bu orman arazisinin denize bakan cephesinde aralarında tatil köyü, 5, 4, 3 yıldızlı otellerle bir de kampingin bulunduğu tesisler sıralanıyor. Sorgun ormanı içinde yürüyüş güzergahları bulunuyor. Atla da dolaşılabiliyor. Sorgun çevresinde binicilik dersleri veren, gezinti için at kiralayan çok sayıda at çiftliği var. Atlar birer küheylan olmasa da sütçü beygiri de değildir. Sorgun ile Side arasındaki uzun ve geniş kumsal halka açık. Eskiden kumsal üzerinde tahta kulübeler vardı. Yaz mevsimi için kiraya verilirdi. Side Sorgun yolu üzerinde piknik alanları ve bahçeli restoranlar bulabilirsiniz.
Titreyengöl
Sorgun'dan doğuya devam edildiğinde bir süre sonra Side'nin en popüler tatil merkezine ulaşılıyor. Gölle deniz çevresine dağılmış, çam ağaçları içine yerleştirilmiş çok sayıda tesisin kurulduğu mevkiiye Titreyengöl deniyor.
Titreyengöl aslında bir göl değil. Manavgat çayının bir kolunun denize dökülmeden önce epey genişlemesi, akıntısının yavaşlaması ile göle benzemiş. Rüzgarda suyun ürperişiyle de bu adı almış. Çevresi sık olmayan çam ağaçlarıyla çevrilidir.
Binicilik öğreten ve orman içinde at turları düzenleyen at çiftlikleri Titreyengöl'de de karşınıza çıkacak.
Gölün çevresi düzenlenmiş ve yürüyüş yolları yapılmış. Kaya Otel'e giden yoldanayrılıp, Manavgat çayına doğru orman içine doğru yürüyüş yapabilirsiniz. Orman içinden geçen toprak yol araçla geçişe de uygun. Yaklaşık 4 km uzunluğundaki yol önce Manavgat çayına, ardından da çayın denize döküldüğü noktaya çıkarıyor.
Side-Sorgun arasındaki sahil kesimini dolduran plaj barakaları bu bölgede de karşınıza çıkıyor. Barakaların çay kenarında bulunanlarının bir bölümü restorana dönüştürülmüş. Çaya olta atabilirsiniz.
Köprülü Kanyon (Olukköprü) Milli Parkı

Köprü ırmağın Bolazhan köyü ile Beşkonak bucağı arasında oluşturduğu yarma boyunca uzanır. Köprüçayının aktığı derin bir kanyon üzerinde, bugün hala özelliğini koruyan ve kullanılan Roma Devri köprüsü vardır. Kanyon bitiminden sonra çay, yeşilliklerle kaplı geniş bir yataktan akmaktadır. Akan suyun maviliği ile doğanın yeşilliği birbirine karışmıştır. Oluklu köprü milli parkı, doğal güzellikler kadar zengin, tarihsel ve arkeolojik değerlere sahiptir. Son yıllarda rafting sporunun yapıldığı nehir yeri ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.
Selge:
Serik'in 35 km. kuzeyinde, Torosların güney yamacında, Köprü Çayı (Eurymdon) yakınlarında eski bir dağ kenti olan Selge'ye Köprülü Kanyon Milli Parkı'ndan sonra dik virajlı, 14 km.lik stabilize yoldan gidilir. Doğa güzelliği bakımında çok zengin olan köprülü kanyondan geçen yol üzerinde Göreme'deki Peri bacalarına benzeyen ve bütün dağ yamacını kaplayan oyuntulu kayalar vardır.
Psidia'ya bağlı olup sonradan Pampheylia sınırları içine alınan kent sırasıyla Lidya, Pers, İskender ve Roma yönetimlerinde kalmıştır.
Kuzeydeki 5 kapılı ve 45 basamaklı tiyatrosu önemli anıtıdır. Kayalığa oyulmuş tiyatronun güneyinde stadium ili gymnasium, batısında tavanı kartal motifi ile süslü İon tipinde bir tapınak göze çarpar. Stadiumun güneyinde Çeşme ve Agora bulunmaktadır. Kentin güneybatısına uzanan surların kuzeyinde Artemis ve Zeus anıtları ile necropol yer almıştır.
Alarahan:
Manavgat'dan sonra batıya doğru gidince 9 km sonra alarahan'a varılır. 13. y.y. da Selçuklular tarafından Konya ile güney kıyılarının başkenti Alanya arasındaki ticaret bağlantısı sağlamak için inşa edilmiştir. Bu kervansaray ile seyehat edenlerin ve tüccarların güvenli ve konforlu konaklamaları ve dinlenmeleri sağlanmıştır.
Yaylalar
Köprüçayı Vadisinin ikiye ayırdığı Torosların üzerinde birçok yayla bulunmaktadır.
En önemlileri Güğlenpınar ve Beloluk Yaylaları, Avanos Beliği, Tefekli Bölgesinde Gücer Yaylası, Kesikbeli, Akçaalan Yaylası, Topalceviz, Alıç ve Demre Yaylaları, Dumanlı Yaylası ile Bozburun Dağı eteklerindeki İkiz Yaylasından oluşur. Köy halkının büyük çoğunluğu yazın yaylalara göçer.

Kaynak: http://www.manavgatgenclik.com/manavgatin_tarihi_sosyal_ve_kulturel_durumu/manavgat_gezi_rehberi-t6090.0.html

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !